Beyond the horizon of the place we lived when we were young In a world of magnets and miracles Our thoughts strayed constantly and without boundary The ringing of the division bell had begun Along the long road and on down to the causeway Do they still LIVE there by the cut There was a ragged band that followed in our footsteps Running before time took our dreams away Leaving the myriad small creatures trying to tie us to the ground To a life consumed by slow decay
The grass was greener The light was brighter With friends surrounded The nights of wonder
Looking beyond the embers of bridges glowing behind us To a glimpse of how green it was on the other side Steps taken forwards but sleepwalking back again Dragged by the force of some inner tide At a higher altitude with flag unfurled We reached the dizzy heights of that dreamed up world
****
Encumbered forever by desire and ambition There's a hunger still unsatisfied Our weary eyes still stray to the horizon Though down this road we've been so many times
The grass was greener The light was brighter The taste was sweeter The nights of wonder With friends surrounded The dawn mist glowing The water flowing The endless river
Seramik Kurslarımız Başlıyor Cici atölyemizde seramik yaparak güzel vakit geçirmek ve bir şeyler üretmek isteyenleri bekliyorum.Kursta öğrenilecek şeylerden bahsetmek gerekirse ; seramiğin tüm temel teknikleri diyebilirim. Bunun yanında haftalık projeler olacak , öğrenilen tekniği beğendiğiniz ve tasarladığınız bir obje hayata geçirerek pekiştireceksiniz.Ürettiğiniz objelere evinizin en güzel köşesinde yer açın :) Ne kadar eğlenceli olabileceği konusunda bir şey söylememe gerek yok sanırım :) Bursa'da yaşayıp bende istiyorum diyenleri bekliyoruz.
Detayları merak edenler lütfen yorum bıraksın ya da kelebekatolyesi@gmail.com 'a mail de atabilirler. Yeni yılda yeni ve farklı bir şey yapmak istiyorum diyenlere harika bir fırsat !
Ne zamandan beri var bilmiyorum fakat ben henüz bugün keşfettim. Sıkılımıştım ve bir deneyeyim derken ilk tuttuğumu buldu , sonra bir daha ve son bir kez daha buldu.Basit şeyler seçmemeye gayret ettim ama yinede buldu da buldu. Bir kere daha mı oynasam acaba? Merak edenlere burdan.
Mükemmel teknolojinin insan dehası ve yaratıcılığıyla kaynaşıp , rengarenk bir yanardağı patlaması şeklinde etrafa saçılmasıdır bu film benim için! Film olmaktan öte , yeni sinema hikayelerine ve insan dehalarına yol açan bir başlangıçtır. Görsel efektlerin , teknolojik zorlamaların desteğiyle anlamın ve korunması gereken öz ün en güzel harmanlanmış sinema yolculuğudur. Sinemadaki koltuktan henüz evdeki koltuğuma geçiş yaptım aklım hala Avatarın öyküsünde...
-İnsanlara isimleriyle seslenmeyi denemediyseniz mutlaka deneyin. Gözlerinin içinde yanan pırıltılı ışığı görmeniz an meselesidir. Fakat insanları '' şeycim '' diye çağırır ve iş buyurursanız gözlerindeki sönen ışığı görmeniz de an meselesidir , ve bu iğrençtir , yapmayın.
-Eğer bir yere bir şey başarmak isteği ile ve şansla el ense oynamak için gidiyorsanız yanınızda size eşlik eden insanı iyi seçin. Çünkü o kişiler gerçekten de kötü şans ve ruha sahip kişilerse , üstünde kafa patlattığınız , uğraştığınız ve beklediğiniz her şey tümüyle başarısızlıkla sonuçlanabilir.Taşıdığınız güzel enerjiye yazık olur , yapmayın , etmeyin.
-Çocukken sanki her şey daha kolaydı. Birine gidip ''merhaba'' deyip oyuna başlardık. Artık sahip olduğun arkadaşa ''merhaba'' demek güç oldu.
-Bazı arkadaşlar sendeki kaynaları kullanma konusunda müthiştir. Her defasında buna ses çıkarmadan kabullenirsin.Fakat iş , senin ona ihtiyacın olduğuna geldiğinde kaynaklar kurur tanımadığın bir yabancıyla karşılaşırsın.
-Beklentini hep aşağıya çek , mümkün olduğunca az beklentin olsun , hatta sıfırla şunu! Ancak böyle yaşarsan dünyanın en mutlusu olursun.
-Yalnızlık kötü mü , iyi mi...? Gerçekten bazen oturup kafa patlatıyorum.
-İnsanlar kötü mü , iyi mi...? Gerçekten bazen oturup kafa patlatıyorum.
-Fonda gerçek dokunanlar olunca yağmur gibi , kar gibi ; hüzün gerçekliğini gösteriyor.
-İnsan hep gitmek de gitmek ister. Gidince de kaçtım kurtuldum sanar.Oysa aklı ve ruhu kalmıştır ,bunu anlar , geç olur fakat anlar. Kaçıp gitmemek lazım.
-Bazıları , bazılarına ''bu kimliğini gizliyor , ben bunu samimi bulmuyorum , okumam bunun yazdıklarını '' diyor ama birde şu var O belki de ''ancak'' o şekilde yazabiliyor. Biraz gizemin ardında durarak , kendiyle bile yeniden tanışarak itiraf edebiliyor. Bundan kime ne? O halde sende git, basbas ''bak bu ben'' diyeni oku.Zorla değil.
-İnsanlar çift yaratılmamıştır. Bu bir özlemdir bence. Özlediğin gövdeyi başka bir bedende görme ... Özlem bu.
-Çirkin insan ancak ruhu çirkin insana söylenince doğru yere varıyor sanki. Ne güzeller gördük!
-''Neden iyi olayım ki , hayat bana hep öyle böyle yaptı'' dememek en yerinde olanıdır.İyi olmanın kötü olmaktan farkı şudur ; iyilik geri gelir ,döner dolaşır geç de olsa bulur seni ve keyiflenirsin. Kötü olmaktaysa iş şöyle işler ; döner dolaşır bulur seni mislini acı çekerek yaşarsın.
-Yinede hayat çok güzel , kötü olan tümüne rağmen.
Uzun bir mola gibi geldi bana , yazamamak bazen zor oluyor , bloga yazamadığım tüm vakitlerde çantamda hep taşıdığım minik deftere not ettim durdum. Molanın sebebi aslında iş için İstanbul'a gitmem gerektiğindendi. Gitmişken batarya doldurma niyetindeydim fakat hava durumuyla inatlaştık. Neyse bunlar hep olur ...
İstanbul'dayken havanın ne fena olmasına aldırış etmeden , o bombastik yağmurda atladım dolmuşa köprüdeki tarfiğe ve yoğun yağmurun trafiği felç edişine falan hiç takılmadan sergi kovalamaya karşıya geçtim. İyiki göze almışım , iyiki!!! Şemsiyem ters de dönse , beremi kaybetsem ve soğuktan bembeyaz olsamda iyiki gitmişim. Akbank Sanat'ta harika bir sergi var , ilk katta. Erwin Wurm 'un esprili dev heykellerini izleyin derim. Erwin Wurm - Akbank Sanat Beyoğlu
Ordan Pera Müzesine , hiç haberim yoktu meğer Chagall sergisi varmış , sevinçten o gün planladığım herşeyi unuttum attım kendimi Pera'ya. Eğer gitmediyseniz mutlaka diyorum mutlaka gidin. Chagall 'in Yaşam ve Aşk konulu , baskı , resim ve desenlerini sindire sindire izleyin. Tam 160 parça var. Sergideki çizimlerin yer aldığı bir de Chagall kartpostal seti aldım yakında yeni yıl postaları başlayacak.
Pera Müzesi'nin 3. katında hala Osman Hamdi Bey'in Kaplumbağa Terbiyecisi'ni görme şansınız var. Ben daha önce , yazın gittiğimde görmüştüm fakat ikinci kere tekrar izlemek kendi adıma büyük şans. Ölmeden önce görülmesi gerekenlerden biriydi benim için. Osman Hamdi Bey - Kaplumbağa Terbiyecisi
Pera'dan sonra Asmalı Mescit'te bir yere sığınıp bir şeyler yiyip , sohbet ettik , öyle çok ıslanmışız ki 2 satte kurumak bilmedi üstümüz başımız. Doğrusu , sıcak mekan , filtre kahve ve sohbet , tabii dışarıdaki yağmur eşliğinde , mükemmeldi , çok özlemişim.
Dün hava buz gibiydi orda , yağış yoktu , bizde Beyoğlu'nda keşif gezisi düzenleyelim dedik , yağış yok ya soğuk o kadar da etkilemedi psikolojik olarak. Baştan sona tüm kitapçıları gezdik , inanılmaz orjinal kaynak- kitaplar bulduk ama çoğu çok pahalıydı. Kocaman kalın kitapları bırakamadım elimden , başka zaman artık. Hangi dükkan hatırlamıyorum ama kırtasiye olmalı , orda vitrini yazı takımlarıyla dekore etmişler. Aklım gitti!!! Deri kapaklı bir defter , uzun renkli tüyler ve minik mürekkep çanaklarından oluşan şahane orjinallikte kutulara yerleştirilmiş yazı takımları... Yaklaşan doğum günümü ima ettim eşime ama anlamadı , herneyse :) O da başka zamana artık.
------------------
Bunun dışında kışın renkleri ,sesleri ,tonları ve hissettirdikleri bende eşittirden sonraya bir melankoli sözcüğü çıkarıyor.Genelde bu böyle ama sanki geçen yıllara göre 'daha' olmaya başladı. Çantamdaki minik defteri okuyunca anlıyorum ki benim için kış çoktan başlamış. Ordan seçtiğim bazı yazıları da yakında eklerim kısa kısa.
İstanbul'da heryerde şu yeni yıl çiçeklerinden satılıyor.Hani yaprakları dikenli ,üzerindeki meyveleri kırmızı kırmızı toplar. Tam ismini bilmiyorum. Fakat bayılıyorum. Heryeri heryeri onlarla süslemek geliyor içimden. Yeni yıla ve kış havasına ait yer etmiş sembolleri de çok seviyorum doğrusu. ------------------
Bugün evimize döndük. İnsan evini hiç bir yere değişmiyor doğrusu. Fakat geldiğimizden beri inanılmaz bir yağmur var , gökyüzünü boydan boya bölen şimşeklere bakmamaya çalışıyorum ama açık mavi gökyüzü ve ışık patlaması görülmeyecek gibi mi? Bu havada evi olmayanlar için ve kötü koşullar yüzünden evinin heryerinden su akanlar için resmen içim acıyor!!!! O yüzden artık yağmasın şu yağmur , en azından bir süre ya da bu kadar şiddettli yağmasın. Bazıları yağmurun ve karın romantik hallerine gömülmüşken kötü hava koşulları yüzünden acı içinde olanları lütfen en azından hatırlayalım.
Mola zamanı... Pak fazla süreceğini sanmam... Görüşmek üzere...
Sevgiler
ekleme: Sevgili Neslihan haber verdi , 10 Aralık Habertürk gazetesinde ,Web Günlüğü Blog Köşesinde Kelebek Atölyesi de varmış :) Eh ben görmedim , kaçırdım , elinde o günün gazetesi olan var mı? e-gazete den bulurum dedim fakat yok .Çok da merak ettim ,molamı bozup yazdım resmen :)
Malum yeniyıl geliyor ve hediye telaşı başladı.Hediyelerinize cici etiketler iliştirmek istersiniz belki diye bu yazıyı yazmak istedim. Bu etiketler ,benim severek takip ettiğim blog orange you lucky den. Eğer bu etiketleri bastırmak ve kullanmak isterseniz blog sahibesi zaten bunları basmaya hazır şekilde isteyenlere hediye etmiş , bence çok şekerler üşenmeden bastırın paketinizi süsleyin bunlarla. buraya tıklayarak etiketlere ulaşabilirsiniz.
Etiketlerle ilgilenmiyorsanız bile orange you lucky bakılası ,gezilesi bir illustrasyon blogu. Bir göz atın derim.
Sinirliyim...Çok fena...Dünden beri tutuyorum kendimi fakat şimdi doruk noktasında olan sinirimi yazarak bastırmaya çabasındayım.
Arkadaşlarımı seviyorum ,hepsi başka şehirlerde olduğu için gelip bizi ziyaret etmelerini , misafir olmalarını da seviyorum. Fakat çatkapı gelenlere , emrivaki yapanlara acaip sinir oluyorum. Buara acaip yoğunum , yeniyıl için iş yetiştirmem lazım , kendimden geçmiş halde saatlerce çalışıyorum , az zaman kaldı , misafir ağırlayacak ne enerjim ne de vaktim var ama gel gör ki bir telefon ''ben geliyorum , haftasonu sizdeyim!''...
Haydi dedim tamam bana da değişiklik olsun , ama ı-ıh olmadı ,zaten bi haftasonumuz var o da misafir gezidrmekle geçti o kadar işin arasında. Birde misafir fazla rahat olunca bende devreler yandı , kafasına göre takılan misafir çok fena. Aklına estiğinde mutfağa girip birşeyler pişirmek istiyor ben hiç sevmem! Başkasının mutfağını karıştırma , gecenin köründe yemek yapma kardeşim , hem niye yemek yapıyosun ki ben sana yaptım işte onları yesene! Off çok sinirliyim!
Evim dandini ötesi oldu , çok saol misafir ! Halbuki müsait zamanda gelsen böyle olmazdı , bende senden nefret etmezdim.Şimdi her hareketin batıyor resmen.